17 Ağustos 2010 Salı

Amaaannnn

Oncelikle Elektrik ve klima gibi icatları hayatımıza sokan yüce insanları sevgi ve saygı ile anıyorum. Onlar olmasaydı ölecektiiikkkkkk... Ve bu bir gercek... Dısarısı 47 derece. Plaja gitmek işkence, denizden cıkıp şezlonga uzanana kadar su üzerinizden buharlaşıp tuz tabakalar halinde vücudunuzda yer alıyor. Akşam yemeğe dışarı çıkalım diyoruz, sevimli garson ' Buyrun efendim sizi verandada ağırlayalım' diyor. Biz ' Yok biz klimalı yerde oturalım' diye cevap verdikten sonra yine iç mekanlara tıkılıp kalmaya devam ediyoruz. Ne o yaz geldi :) Herkesin üzerinde bir atalet.. Ayrıca 'Ey Turk Gencligi bu yaz aylarında ilk hedefin banyo yapmak ve deodorant kullanmaktır.'

Ramazanın basladıgı su ılk haftada oncelıkle herkesın orucunu Allah kabul etsın dıyor ve sabırlar dılıyorum.

Yeni bir yemek bloğu yakaladım Dolma tarifini hemen ekledim oradan defterime. Cok uzun zaman beceremem diye bu işe hiç kalkışmamıştım ama tarifte
( http://mutfakmasali.blogspot.com) o kadar kolaymis gibi gozukuyor ki denemek istiyorum. Bir de tarif bana anneminkinden cok farkli geldi. Deneyelim bakalim. Umarim yapraklar tencerede su uzerinde yuzmezler :)
Bu aralar kitap okumaktan başka parmağımı kıpırdatmadığımı söylemeliyim. Şu aralar Agatha Christie'nin Üçüncü Kız adlı kitabını okuyorum. Her zamanki Agatha.. Sürükleyici anlayacağınız. Poirot yine gri hücrelerini kullanıyor.
Konusu

Her şey, Hercule Poirot’un kahvaltı masasının başında otururken başladı. Poirot, kahvaltı masasının başında oturuyordu. Elinde, dumanı tüten bir fincan kakao vardı. Tatlı şeyleri çok severdi. Doğrusu elindeki çörek de kakao ile iyi gidiyordu. Hercule Poirot, Büyük Eser’ini yeni bitirmişti; ünlü dedektif romanı yazarlarının bir analiziydi bu. Belçikalı dedektif, Edgar Allen Poe’dan sert bir dille söz etmek cesaretini göstermiş, Wilkie Collins’in o fazla romantik eserlerinde metot ve düzen olmadığından yakınmıştı. Üstelik hemen hemen tanınmamış iki Amerikalı yazarı öve öve göklere çıkarmıştı. Fakat her şey sonunda bitmiş, Poirot, uzun bir çalışma döneminin ardından dinlenmeye çekilmişti. İşte tam da bu sabah, artık yeterince dinlendiğini düşünüyordu. Başını sallayarak, kakaosundan bir yudum daha aldı. Bir saniye sonra kapı açıldı ve içeriye George girdi.
Agatha Christie, Üçüncü Kız’a, Poirot’a yazdırdığı bir ‘polisiye roman incelemesi’ ile başlasa da, Üçüncü Kız’ın konusu oldukça farklıdır. Üstelik Üçüncü Kız romanında karşımıza bir başka polisiye roman yazarı çıkarmaktan da kaçınmaz: Ariadne Oliver. Yaşlı ve meraklı Ariande, Poirot’un bulmacayı çözmesine yardımcı olacaktır.
Restarickler’in kızı Norma Restarick etrafında dönen olaylar Güney Afrika’ya kadar uzanır. İlginç bir ‘dolandırıcılık’ hikayesi ile karşı karşıya kalan Poirot, olayları, keskin zekası ile çözmeyi başaracaktır.
Londra’da üç genç kız
Londra’da bir apartman katında yaşayan üç genç kızın birbirinden farklı meslekleri vardır. Kızlardan biri sanat galerisi yöneticisi diğeri yetenekli bir özel sekreterdir. Üçüncü kız ise Norma Restarick’den başkası değildir.

5 yorum:

Yildiz dedi ki...

hayırlı Ramazanlar dilerim canım....

Maya dedi ki...

Hayırlı Ramazanlar :) Tanıttığın bloga kesinlikle göz atıcam umarım içinde su böreği vardır çünkü beceremedim sanırım;DDDD sevgiler öpücüklerle birlikte:)

EBRULİ dedi ki...

Bu sıcakta suların kesildiğini düşünsene :)Sonbahar gelsin en afzla,kışı sevmiyoru ben..sevgiler ;)

Maya dedi ki...

Geldiğinde bir ara cevaplarsın artık seni yine mimledim de:))) http://maya-aaliyah.blogspot.com/2010/10/su-mim-dedikleri.html ellerinden öper:))

machu picchu kaymakamı dedi ki...

bence yazmalısıııın :) sevgiler..