3 Temmuz 2010 Cumartesi

Bulutlu Kent


Son altı aydır, internet dünyasından bir haber yaşadığım için, son bir kaç gündür aç bir kurt gibi, sitelere saldırıp duruyorum. Bloglar arasındaki gezintim devam ederken, son derece cicili bicili yeni bloglara rastlamak çok hoşuma gitti. Ayrıca Face de (Farmville) tüm çiftçilerin artık örgütlendiğini farkettim. Sanırım bir sonraki adımları sendika kurmak olacaktır. Dün akşam komşularımızın bizim için düzenledikleri "Welcome Party"e katıldık. Aralarında uzaylı gibi çekingen tavırlar ile gezinirken, bizlere karşı gösterdikleri samimiyet karşısında şaşırmadık desem yalan olur. Ne de olsa 22.yüzyıl arifesinde, yabancılaşmanın tekel olduğu bir dönemde yaşıyoruz. Taşındığımız minicik sevimli köyün adı Bulutlu Kent. Bulutlu Kent toplam 1200 nüfuslu, yeşil mi yeşil, havası temiz mi temiz minicik bir yer. ( sanırım buraya köy demekten çok kasaba demek daha yerinde olacak) İlk taşındığımı zaman, günlerden bir gün tezek kokusu ile uyanınca yaşamış olduğum şaşkınlık içler acısı idi. Ne de olsa şehirliyiz ya. Şanslıyız çünkü bu koku ile sürekli yaşamak zorunda kalmadık. İki üç ayda bir birkaç saatliğine katlanmak zorunda kalsak da, bize nerede yaşadığımızı ve ne kadar şanslı olduğumuzu hatırlatıyor. Herhalde tezek kokusu ile şanslı olmayı bağdaştırmam garip gelmiştir size. Açıkcası aynı fikirdeyim. Ama siz ne demek istediğimizi anladınız.
Oturduğumuz caddede toplam 16 ev var. İlk taşındığımızda saymıştım :))) . Herkes kendi evinin bahçesini, zevkine göre yeşillendirmiş. Ağaçlar, begonviller, sardunyalar.. (Ağaçlar dememden, botanik konusunda ne kadar bilgili olduğumu anlamışsınızdır herhalde) Bizimkine gelince tam anlamı ile virane. Komşularımızdan birkaçı bize sürekli olarka bu konuda yardım isteyip istemediğimizi sorsa da, biz inatla bu işin üstesinden kendimiz geleceğimizi söylüyor ve hiç bir şey yapmamakta ısrar ediyoruz. Onlara da hak vermemek elde değil. Göz zevklerini bozan, üstelik sokağın en büyük bahçesine sahip olmamız, bir de üstüne üstlük bahçe ile ilgili hiç bir şey yapmıyor olmamız, sadece göz zevklerindee değil sanırım sinir sistemlerinde de tahribata sebep oluyor. Yine de henüz gelip de yüzümüze karşı çemkiren olmadı. Beklemekteyim.
Bulunduğumuz yerde iklim gereği, gelecek Nisan'a kadar ekim yapamayacağımızı öğrendik. Biz de ilk etapta bahçenin temizliğini ve düzeninini sağlayacağız. David ki, imkanı olsa tuvalete bile arabayla gitmeye meyillidir, bahçede kullanmak üzere bir tırmık, bir kürek ve bir bahçe makası aldı. Üç hafta önce :) Adeta dün gibi. Bahçe temizliğine bu hafta başlayacağı konusunda hepimiz ümitliyiz.
Tezek kokusundan bahsediyordum değil mi ?
Anlayacağınız, Bulutlu Kent'de tarım ve hayvancılık ile uğraşanlar ve bunun yanı sıra da, şehirde özel sektörde çalışanlar var. İki tane mini marketi, bir fırını ( ki sahipleri tonton yaşlı İtalyan bir çift), bir hediyelik eşya dükkanı var. Bunlar ana caddede gördüklerim. Henüz tali yollara sapma fırsatı bulamadım. Gözünüzün alabildiği enginlikte bir vadi düşünün. Evimizin balkonuna çıktığımda ya da alt katın terasında oturduğumda bu vadi ile yüzyüzeyim. O kadar uçsuz bucaksız ve yeşil ki, beni içine çekecek hissine kapılıyorum bazen. Köpeğimiz ve kedimizin mutluluğuna diyecek yok tabii. Son üç senedir apartman dairesinde yaşarken hepimiz çok sıkıntı çekmiştik. Şimdi özgürlüklerine diyecek yok.
Kızımız ise sanırım çok yakında sinek ve haşare fobisine sahip olacak. Elinde sineksavar ve böceksavar ilaçları ile geziyor. Evi ve bahçeyi taşınmadan önce ilaçlatmış olmamıza rağmen, sanırım bunlar bahçeli bir evde yaşamanın cilveleri. Umarım kısa sürede bu korkularından arınır. ( laf aramızda, bahçeye inen merdivenlerde minicik de olsa zaman zaman bir tırtıl ya da örümcek ile karşılaşmak benimde hiç hoşuma gitmiyor)
Daha önce belirttiğim gibi, evimizi yerleştirdik. İki katlı evimizde başlangıçta merdivenleri inip çıkmaktan bana gına gelse de, şimdi alıştım. Kendi kendime egzersiz yaptığımı telkin edip duruyorum. Bir de kilo verdim ki sormayın gitsin :P
Bir iki saat sonra görüşmek üzere...

8 yorum:

EV DEKORASYON HOBİ dedi ki...

İnsanın şehir ve köy hayatı arasındaki tercihleri zaman zaman değişiyor.Ama her ikisinin de avantajlarını göz önünde bulundurarak yaşamak önemli.İnsan zamanla sehrin yorucu yaşamından uzaklaşıp daha basit bir yaşam istiyor.Bahçeli evde insan başlangıçta alışık olmadıgından zorlansa da,bir süre sonra alışıyor.))Sevgiyle ve agız tadıyla yaşayın...Aida

Denise dedi ki...

Iyı nıyetlı dıleklerınız ıcın cok tesekkurler.. Yorumunuza katılıyorum.. Arada sehır yasamında calkalanmak bızım de cok hosumuza gıdıyor. Bu yuzden tatıllerımızı genelde denız kum gunes eksenınden cıkarıp sehırlere yoneltıyoruz. Ozellıkle de kultur dokusu zengın olan yerlere

Maya dedi ki...

Yeşili çiçeği böceğiseverim ama nedense gürültü olmayıncada yapamıyorum :) bu arada dönmen gerçekten beni mutlu etti diyemeden edemicem tekrardan kocaman öpüldün :)

Denise dedi ki...

Tesekkur ederım canım benım... Sen bende gezınırken ben de senın son yazdıgın yazıyı okuyordum sılkelenın ve kendınıze gelın kızım yoksa tabut rengıne de mı karar verdınız sımdıden :))) Operımmmm

SERAP dedi ki...

Sevgili Deniseaktigin yoruma cevap icin sayfana girdim Hani su mandalina ile ilgili soruna.Ama blog basligindaki o müthis resmi görünce takilip kaldim.O ne güzel bir yerdir o...
Onasil serin nasil huzur verici bir yerdir. o...
Bu yorumu yapazken disarida hava 37 ° derece civarida birde mutfakta kizartma yapmisim sirtimdan sular akiyor...Bu resim bir an bana serinlik verdi.Sagol canim....Ohhhhh.

Sorunun cevabina gelince aslinda ben burada satilan konserve mandalinalari kullaniyorum.Bunlar soyulmus yani o beyaz kabugu bile alinmis tatli mandalinalar.Ama sen bunu seftali kiraz gibi yumusak bir meyva ile de yapabilirsin.
Berlinden Sevgiler

Denise dedi ki...

Merhaba kısa surede cevap vermıssınız cok tesekkurler
Sevgıler ve kolay gelsın
Resım benım de cok hosuma gıdıyor :)

TAZE NANE dedi ki...

Ne güzel bir yazı oldu böyle.
Zevkle okudum. Duygularını düşüncelerini ne güzel yazmışsın. Benim yazıcaklarım 1 cümleyi geçemezdi. Bir türlü yazamazdım. Kelimeleri bir araya getiremiyorum. Sen ne güzel yazmışsın böyle.

Denise dedi ki...

Sevgili Taze Nane
Sıcacık yorumun için çok teşekkür ederim