Kadın-Erkek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kadın-Erkek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
9 Kasım 2009 Pazartesi
7 Kasım 2009 Cumartesi
Kadınlar, erkekler
Bir kadın olarak bir erkek dergisinde çalışıyor olmak çok ilginç tabii. Düzeltmem için tarafıma gönderilen makaleler arasında "Hadi ya" diye hayrete düştüklerim olduğu gibi, " Yok artık daha neler" dediklerim de oluyor. Tabii gidip yazıyı yazanı sorgulamak gibi bir şansım olmasa da zaman zaman kendi çapımda yargılamaktan vazgeçmiyorum. İşte bu yazılardan bir tanesi..
* Gün içerisinde bir kadın ortalama 7000 kelime kullanırken, erkekler sadece 2000 kelime kullanıyor.
(Bak buna inanırım. Ne de olsa herkes kendinden bilirmiş)
* Bir kadına, randevuda olduğu erkeği bir kere daha görüp görmek istemediğine karar vermesi için bir saat yetiyor. Bir erkeğe ise 15 dakika..
(Kadın için çok doğru.. Ne de olsa her karşımıza çıkan potansiyel beyaz atlı prens..Erkek için daha da doğru, bacak boyunu, göğüs genişliğini, kalçanın kalkıklık oranını ve çapını hesaplamak o kadar sürse gerek :)) )
* İngilizce konuşulan ülkelerin genelinde "Fransız öpücüğü" olarak bilinen aktivite, Fransa da "İngiliz öpücüğü" olarak biliniyormuş.
( Yorum yok..Fransa dan biri varsa lütfen bizleri bilgilendirsin :P, ben İngiltere tarafını biliyorum)
Sözün kısası, fazla uzatmaya gerek yok..FARKLIYIZ...
* Gün içerisinde bir kadın ortalama 7000 kelime kullanırken, erkekler sadece 2000 kelime kullanıyor.
(Bak buna inanırım. Ne de olsa herkes kendinden bilirmiş)
* Bir kadına, randevuda olduğu erkeği bir kere daha görüp görmek istemediğine karar vermesi için bir saat yetiyor. Bir erkeğe ise 15 dakika..
(Kadın için çok doğru.. Ne de olsa her karşımıza çıkan potansiyel beyaz atlı prens..Erkek için daha da doğru, bacak boyunu, göğüs genişliğini, kalçanın kalkıklık oranını ve çapını hesaplamak o kadar sürse gerek :)) )
* İngilizce konuşulan ülkelerin genelinde "Fransız öpücüğü" olarak bilinen aktivite, Fransa da "İngiliz öpücüğü" olarak biliniyormuş.
( Yorum yok..Fransa dan biri varsa lütfen bizleri bilgilendirsin :P, ben İngiltere tarafını biliyorum)
Sözün kısası, fazla uzatmaya gerek yok..FARKLIYIZ...
23 Ekim 2009 Cuma
Beyaz atlı prens emekli oldu, kuledeki prenses kayıp
Bekle..... Bekle..... Bekle.....
Daha çok beklersin.
Beyaz Atlı prensi beklemek, ya da kulede şimdiye kadar senin için saklanmış olan prensesi aramak için yıllarını harcadın, harcamaya da devam ediyorsun. Ne oldu? Elde var sıfır. Hem de kocaman.Aslında şimdiye kadar hayatına giren kurbağalarda ya da külkedilerinde ne güzellikler vardı, ama sen görmeyi bilemedin. Ya da gördüğün zaman çok geç kalmıştın. Bencilliğin yüzünden hem kendi hayatından kaybettin, hem de kurbağayı öperek prens haline dönüştüremedin. Ya da külkedisine, camdan ayakkabısını giydirerek onu bir prensese dönüştüremedin. Kısacası son treni de kaçırdın. Anlayışlı olsaydın, anlamaya çalışsaydın ya da sabırlı olsaydın, şimdiye kadar çoktan şatoda yaşamaya başlamış, yeni veliahtlarını kucağına almış olacaktın. Nerdeeee. Sen daha otur bekle. Hırsından, at gözlüğü takmışlığından göremedin ondaki güzelliği.
İstedin ki senin dediklerini yapsın, istedin ki sen ne dersen o olsun, zannettin ki hayat yarışında sevmeyi bilen, doğru olmayı bilen tek sensin.Ama değilsin. Kuledeki akıllı prenses, paraşütle atlayıp, senin bencilliğinle ördüğün duvarlarından kurtuldu. Az kalsın ömür boyu hapis kalacaktı. Küçük kurbağa senin ego denizinde boğulmaktan son anda kurtardı kendini. Şimdi sen yalnızlığın kulesinde, elinden kaçıracağın bir başka kurbağa, bir başka kule prensesi aramaya mahkum oldun. Artık sana kasabanın cadıları bile yardımcı olamaz.
Daha çok beklersin.
Beyaz Atlı prensi beklemek, ya da kulede şimdiye kadar senin için saklanmış olan prensesi aramak için yıllarını harcadın, harcamaya da devam ediyorsun. Ne oldu? Elde var sıfır. Hem de kocaman.Aslında şimdiye kadar hayatına giren kurbağalarda ya da külkedilerinde ne güzellikler vardı, ama sen görmeyi bilemedin. Ya da gördüğün zaman çok geç kalmıştın. Bencilliğin yüzünden hem kendi hayatından kaybettin, hem de kurbağayı öperek prens haline dönüştüremedin. Ya da külkedisine, camdan ayakkabısını giydirerek onu bir prensese dönüştüremedin. Kısacası son treni de kaçırdın. Anlayışlı olsaydın, anlamaya çalışsaydın ya da sabırlı olsaydın, şimdiye kadar çoktan şatoda yaşamaya başlamış, yeni veliahtlarını kucağına almış olacaktın. Nerdeeee. Sen daha otur bekle. Hırsından, at gözlüğü takmışlığından göremedin ondaki güzelliği.
İstedin ki senin dediklerini yapsın, istedin ki sen ne dersen o olsun, zannettin ki hayat yarışında sevmeyi bilen, doğru olmayı bilen tek sensin.Ama değilsin. Kuledeki akıllı prenses, paraşütle atlayıp, senin bencilliğinle ördüğün duvarlarından kurtuldu. Az kalsın ömür boyu hapis kalacaktı. Küçük kurbağa senin ego denizinde boğulmaktan son anda kurtardı kendini. Şimdi sen yalnızlığın kulesinde, elinden kaçıracağın bir başka kurbağa, bir başka kule prensesi aramaya mahkum oldun. Artık sana kasabanın cadıları bile yardımcı olamaz.
21 Ekim 2009 Çarşamba
Seni bir ömürlük değil, bin ömürlük sever oldum..
Malta'daki kaçak geri geldi... Hem de tam zamanında...
Yarın evlilik yıldönümümüz. On iki senedir, her türlü kaprisime, manik depresif hallerime katlanan, kendi alışkanlıklarının 180 derece farklı boylamında yaşayan beni olduğum gibi kabul edebilen, beni hergün yine, yeniden sevebilen bir adam ile evliyim. İlk görüşte aşık olup, tanıdığım tanımadığım kim olursa olsun "Ben bu adamla evleneceğim" dediğim... Bana sarıldığında karnımda kelebekler uçuran, bana gözleri ile gülümsediğinde nefesimi kesen, canım cicim aylarını her gün yeniden yaşatan bir adamla.. Tabii sadece yaşatması yetmiyor, sizin de aynı oranda bunu yaşamanız ve bu duyguları karşılıklı olarak körükleyebilmeniz gerekiyor. Aşk emek istiyor, sabır istiyor.
Birbirimizi yediğimiz gün sayısı, toplam birlikteliğimizde ki bu toplamda belki iki aydır. Farklılıklarımızı masaya yatırıp, bunların bize bireysel açıdan zarar mı verdiğini, yoksa ilişkimizi geliştirip geliştirmediğini olgunca tartışmayı bana öğreten bu adam ile evlendikten sonra ölümden korkar oldum. Onunla yeteri kadar beraber olamayıp, ona doyamayacak olmaktan korkar oldum. Geceleri o uyurken, parmağımı yüzünde gezdirir, yüzünü beynime kazımaya çalışırım, olur da onu bir gün kaybederim korkusu ile. Yarım saatlik yola gidip sadece boynuna sarılıp, geri gelirim. Dualraım da değişti artık benim. Allah'a "Biliyorum istesen, biz öldükten sonra bizi diriltip tekrar bir araya getirebilirsin. Bunu bir düşünsen olmaz mı " diye sorar oldum. Ona doyabilmek adına Allah ile ömür pazarlığı yapar oldum..
Kısacası aşkım; Seni bir ömürlük sevmek yerine, her gün yine yeniden bin ömürlük sever oldum..
Nice nice yıllara
Yarın evlilik yıldönümümüz. On iki senedir, her türlü kaprisime, manik depresif hallerime katlanan, kendi alışkanlıklarının 180 derece farklı boylamında yaşayan beni olduğum gibi kabul edebilen, beni hergün yine, yeniden sevebilen bir adam ile evliyim. İlk görüşte aşık olup, tanıdığım tanımadığım kim olursa olsun "Ben bu adamla evleneceğim" dediğim... Bana sarıldığında karnımda kelebekler uçuran, bana gözleri ile gülümsediğinde nefesimi kesen, canım cicim aylarını her gün yeniden yaşatan bir adamla.. Tabii sadece yaşatması yetmiyor, sizin de aynı oranda bunu yaşamanız ve bu duyguları karşılıklı olarak körükleyebilmeniz gerekiyor. Aşk emek istiyor, sabır istiyor.
Birbirimizi yediğimiz gün sayısı, toplam birlikteliğimizde ki bu toplamda belki iki aydır. Farklılıklarımızı masaya yatırıp, bunların bize bireysel açıdan zarar mı verdiğini, yoksa ilişkimizi geliştirip geliştirmediğini olgunca tartışmayı bana öğreten bu adam ile evlendikten sonra ölümden korkar oldum. Onunla yeteri kadar beraber olamayıp, ona doyamayacak olmaktan korkar oldum. Geceleri o uyurken, parmağımı yüzünde gezdirir, yüzünü beynime kazımaya çalışırım, olur da onu bir gün kaybederim korkusu ile. Yarım saatlik yola gidip sadece boynuna sarılıp, geri gelirim. Dualraım da değişti artık benim. Allah'a "Biliyorum istesen, biz öldükten sonra bizi diriltip tekrar bir araya getirebilirsin. Bunu bir düşünsen olmaz mı " diye sorar oldum. Ona doyabilmek adına Allah ile ömür pazarlığı yapar oldum..
Kısacası aşkım; Seni bir ömürlük sevmek yerine, her gün yine yeniden bin ömürlük sever oldum..
Nice nice yıllara
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)












