Yemek yapmaya başladığım ilk zamanlarda eşimi etkileyebilmek için Türk mutfağından yemekler yapıyordum. Hoş hala da yapıyorum. Çünkü alıştı ve çok seviyor. Tarifler tabii anneden alınıyordu. Pilav yapıyorum, inşaat harcı gibi bir şeye benziyordu. Bir kaç kere denedikten sonra yapmaktan vazgeçtim. Annemlerle bir gün telefonda konuşurken, konu yemek yapmaya alışıp alışmadığımı soruyordu. Hani gurur duyacak ya kızıyla. Ben de pilav fiyaskosunu anlattım. Verdiği tarifi harfien yerine getirdiğimi falan söyledim. Neyse kadıncağız Allah Allah diyebildi sadece tabii. Ne marka pirinç kullandığımı sordu. Uncle Ben dedik. Bizim amcaoğlu :). Hani kaliteli olursa daha iyi bir sonuç alırım dürtüsüyle seçtiğimi ama sonucun değişmediğini söyledim. Aradan aylar geçti yine pilav fiyaskosu konusu gündeme geldi. Bana "Adım adım anlat bakayım" dedi. Anlattım.Kahkahalarla gülmeye başladı. "Pirinci yıkarsan iyi olur kızım, harçtan kısa sürede kurtulursun" dedi :)))) . Şimdi pilavım mükemmel. Kısacası acemi aşçılar size söylüyorum. Pirinci yıkamadan sakın pişirmeye kalkmayın :))))
Yersen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yersen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Temmuz 2010 Salı
Acemi aşçılar için
Yemek yapmaya başladığım ilk zamanlarda eşimi etkileyebilmek için Türk mutfağından yemekler yapıyordum. Hoş hala da yapıyorum. Çünkü alıştı ve çok seviyor. Tarifler tabii anneden alınıyordu. Pilav yapıyorum, inşaat harcı gibi bir şeye benziyordu. Bir kaç kere denedikten sonra yapmaktan vazgeçtim. Annemlerle bir gün telefonda konuşurken, konu yemek yapmaya alışıp alışmadığımı soruyordu. Hani gurur duyacak ya kızıyla. Ben de pilav fiyaskosunu anlattım. Verdiği tarifi harfien yerine getirdiğimi falan söyledim. Neyse kadıncağız Allah Allah diyebildi sadece tabii. Ne marka pirinç kullandığımı sordu. Uncle Ben dedik. Bizim amcaoğlu :). Hani kaliteli olursa daha iyi bir sonuç alırım dürtüsüyle seçtiğimi ama sonucun değişmediğini söyledim. Aradan aylar geçti yine pilav fiyaskosu konusu gündeme geldi. Bana "Adım adım anlat bakayım" dedi. Anlattım.Kahkahalarla gülmeye başladı. "Pirinci yıkarsan iyi olur kızım, harçtan kısa sürede kurtulursun" dedi :)))) . Şimdi pilavım mükemmel. Kısacası acemi aşçılar size söylüyorum. Pirinci yıkamadan sakın pişirmeye kalkmayın :))))
5 Kasım 2009 Perşembe
Aperatif
Size çok kolay bir tarif vermek istiyorum. Fakat maalesef resimleyemiyorum. Tamamen uydurmadır :)
4 kişilik
8 adet dilim ekmek
2 ton balığı konserve
Mayonez
Karabiber
Kaşar veya Çedar peyniri
Ton balığının yağını süzdükten sonra, derin bir kaba alın. İçerisine tuz, karabiber ve alabildiğince mayonez koyarak harmanlayın. Ortaya çıkan harcı ekmeklerin üzerine sürün. Her bir dilimin üzerine ikişer dilim peynir koyun. Önceden ısıtılmış olan 220 derecelik fırında, peynirler eriyene kadar pişirin. Süper bir tat çıkacak ortaya garanti ederim .
4 kişilik
8 adet dilim ekmek
2 ton balığı konserve
Mayonez
Karabiber
Kaşar veya Çedar peyniri
Ton balığının yağını süzdükten sonra, derin bir kaba alın. İçerisine tuz, karabiber ve alabildiğince mayonez koyarak harmanlayın. Ortaya çıkan harcı ekmeklerin üzerine sürün. Her bir dilimin üzerine ikişer dilim peynir koyun. Önceden ısıtılmış olan 220 derecelik fırında, peynirler eriyene kadar pişirin. Süper bir tat çıkacak ortaya garanti ederim .
22 Ekim 2009 Perşembe
Bir tarif de benden
Bugün işim çok... Dergi için beş tane makale kontrolü, akşam için hazırlanmak üzere Paula ile kuaför randevusu, Emel iş gereği Sardunya'da onun evine uğrayıp çiçeklerine su vermem gerek. Kendi evime borulara bakmak üzere tamirci gelecek.. Falan filan.. Bugün akşam yemeğe gidileceğinden bugün ne pişirsem diyerek ruhumu daraltmama gerek yok. Bloglar arasında savrulurken, hamarat hanımların bir sanat aşığı gibi, karınlarından çok ruhlarını besler gibi yemek pişirme aşklarına bayılıyorum. Tabii kıskanıyorum da. Kötü bir açşı değilim. Aksine iyi yemek uydururum. Beni en çok bozan ise yeni bir yemek tarifi uydurdum, ben yaptım diye havalarda gezinirken, bazılarını bloglarda görüp "Aa zaten varmış böyle bir yemek" demek. Bloglardan tarif aldığımı ve sonra da buna kapak uydurduğumu zannetmeyin lütfen. Bu kötü tesadüfü, iki-üç kere yaşadım ve havalara girecek kadar da yaratıcı olmadığımı anladım. Olsun evde kimse aç kalıp da, pişirilenler afiyet ve zevkle yeniyor ya o da bana yeter. Tatlı ile aram olmadığı için doğal olarak pişirmek de aklıma gelmiyor. Olsa olsa supangle yapıyorum. Meyveli yoğurt yeme alışkanlığımız var. Sabahları acele ile evden çıkıyorsak eğer, dolaptan bir tane kapıveriyoruz hemen. Bu kadar yemekten konuştuk bir tarif de ben yazayım.
SEBZELİ MAKARNA
Makarnaları porsiyon olarak ölçmenin en kolay yollarından biri baş parmağınız ile işaret parmağınızı kullanmak. İşaret parmağınızı, baş parmağınızın ortasına gelecek şekilde kapatın. Oluşan boşluk kadar aldığınız makarna, bir porsiyona bedel. Ben tarifi 4 kişiye göre yazacağım.
1 su bardağı bruksel lahanası
1 su bardağı brokoli
Yarım su bardağı mantar
Her servis için 1 çorba kaşığı tereyağ
Her servis için bir tutam kekik
Yarım su bardağı kaşar veya çedar peynir rendesi
1 kaşık zeytinyağı
1 baş soğan
Tuz,karabiber
Boş bir tencereyi su ile doldurarak, içine tuz atın ve bir kaşık zeytinyağı koyarak, kaynamak üzere ocağa koyun.
Su fokurdamaya başlar başlamaz makarnaları içine atın.
Makarnaların kaynamasından yaklaşık beş dakika sonra, daha evvel çok küçük olmamak kaydı ile, doğramış olduğunuz brokoli ve bruksel lahanalarını da makarnanıza katın.
Onlar kaynaya dursun, siz küçük bir sahana bir kaşık zeytinyağı koyarak kızdırın. İçine soğanı küp küp doğrayarak pembeleşmesini bekleyin. Üzerine mantarları atarak kavurun. Mantarlarınız kavrulmaya başlar başlamaz, üzerine tuz ve karabiber serpip altını söndürün. ( Makarnayı sıcak suda bırakın, süzmeyeceğiz)
Her servis tabağına birer kaşık tereyağ koyarak tencereden delikli bir servis süzgeci yardımı ile aldığınız makarnanın ve sebzelerin suyunu mümkün olduğu kadar süzerek tabağınıza koyun. Üzerine kavurmuş olduğunuz mantarları ve en üzerine de peynir rendesini ve bir tutam kekik koyun.
Afiyet olsun :)
Makarnaları porsiyon olarak ölçmenin en kolay yollarından biri baş parmağınız ile işaret parmağınızı kullanmak. İşaret parmağınızı, baş parmağınızın ortasına gelecek şekilde kapatın. Oluşan boşluk kadar aldığınız makarna, bir porsiyona bedel. Ben tarifi 4 kişiye göre yazacağım.
1 su bardağı bruksel lahanası
1 su bardağı brokoli
Yarım su bardağı mantar
Her servis için 1 çorba kaşığı tereyağ
Her servis için bir tutam kekik
Yarım su bardağı kaşar veya çedar peynir rendesi
1 kaşık zeytinyağı
1 baş soğan
Tuz,karabiber
Boş bir tencereyi su ile doldurarak, içine tuz atın ve bir kaşık zeytinyağı koyarak, kaynamak üzere ocağa koyun.
Su fokurdamaya başlar başlamaz makarnaları içine atın.
Makarnaların kaynamasından yaklaşık beş dakika sonra, daha evvel çok küçük olmamak kaydı ile, doğramış olduğunuz brokoli ve bruksel lahanalarını da makarnanıza katın.
Onlar kaynaya dursun, siz küçük bir sahana bir kaşık zeytinyağı koyarak kızdırın. İçine soğanı küp küp doğrayarak pembeleşmesini bekleyin. Üzerine mantarları atarak kavurun. Mantarlarınız kavrulmaya başlar başlamaz, üzerine tuz ve karabiber serpip altını söndürün. ( Makarnayı sıcak suda bırakın, süzmeyeceğiz)
Her servis tabağına birer kaşık tereyağ koyarak tencereden delikli bir servis süzgeci yardımı ile aldığınız makarnanın ve sebzelerin suyunu mümkün olduğu kadar süzerek tabağınıza koyun. Üzerine kavurmuş olduğunuz mantarları ve en üzerine de peynir rendesini ve bir tutam kekik koyun.
Afiyet olsun :)
20 Ekim 2009 Salı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


